ALTI KAFALAR

Proje/Etkinlik ismi: Altı Kafadar
Proje kolaylaştırıcısı: Nedim BUĞRAL, 
Alparslan ÇOLAK
Yürütücü grup/öğrenciler: 5.sınıf, gönüllü katılım

Bu etkinlik beşinci sınıf öğrencilerimizin kütüphane ve proje saati çalışmasıdır. Öğrencilerimiz akranları proje çalışmalarına başladığında kendilerine proje belirleyememişti. Özellikle kızlarla aynı anda proje yapmak istemediklerini dile getirdiler.
İlk hafta sahnede, Kızlar okulda olmasaydı... diye başlayan bir doğaçlama yaptılar. Daha sonra doğaçlamada konuştuklarını cümle cümle yazdılar. İkinci hafta bir harita üzerinden çeşitli bilmeceleri çözüp okul içi  bir dizi macera yaşadılar. Yine tüm yaşadıklarını yazdılar.
Aynı zamanda bu kitap Öncü Edebi Yayınlarının ilk eseridir. Oyunla bir dizi macerayı yaşamaları ve bunu bizzat yazmaları da örneği olan bir uygulama değildir. Bu yönü ile de kitap okuma ve yazma alışkanlığı edindirme çalışmalarında literatüre girmesi gereken etkili bir yöntemdir.
Ayrıca kitap kapağı ve resimlemesi de bizzat projede bulunan öğrenciler tarafından gerçekleştirilmiştir.
ALTI KAFADAR – Oyunla Yazma
1.bölüm
Altı kafadar öğle yemeğinden sonra okulun diğer öğrencilerinin pek uğramadığı bir köşede oturuyorlardı. Bu sabah yaşadıkları olayı konuşuyorlardı.
-Ah şu kızlar olmasa ne güzel olur?
-Bence de hep dır dır ediyorlar.
-Keşke sadece erkeklerin okuduğu bir okula gitsek.
-Aynen orada bize bir şey yapamazlardı, sonuçta erkek yurdu.
-Bence müdüre söyleyelim, bize erkekler sınıfı açsın.
-Olur mu öyle şey bunu teklif ettiğimiz anda kendimizi dürüst ve onurlu olmak konulu büyük bir nasihatı dinlerken buluruz.
Diğerleri aynı anda,
-Haklısın.
-Böyle şeyi düşünmekle bile hata ettim.
İçlerinden biri, hadi sınıflara dağılalım, dedi. Diğerleri ise bence çok erken, dedi. Sonra biraz daha sohbet ettiler. O sırada biraz ötelerindeki kapak kıpırdadı, altı kafadardan Alperen,
-Hey şuradaki kapak kıpırdadı, orada biri mi var acaba? dedi.
Diğerleri, saçmalama kim arar o kapağın altında, dedi. Sonra zil çaldı ve hepsi sınıflarına gitti. Alperen giderken kapağa bir daha baktı. Orada bir şey olduğuna eminim, dedi kendi kendine ve sınıfına yürüdü.

2.Bölüm
Ertesi gün yine aynı yere geldiler. Bu sefer kapağın yanında bir zarf vardı. Alperen zarfı açtı. Zarfta istediğinize ulaşabilirsiniz,  zekiyseniz bilmeceleri çözebilirsiniz, durmayın danışmaya gidin. Altı kafadar konuşmaya başladı.
Alperen: Kesin o kapağın altında bir sır yatıyor.
Emre: Pek inanmıyordum ama şimdi inandım.
Eymen: Bu mektubun sırrını çözmeliyiz.
Ozan: Hadi oyalanmadan danışmaya gidelim.
Altı kafadar danışmaya gitti. Danışmada duran abla onlara yedinci sınıf geçme sorusu sordu. Altı kafadar bilemedi. Danışmadaki abla kafadarların beşinci sınıf öğrencisi olduğunu anlayınca zarfı verdi. Zarfta ‘‘Cemal Süreyya, Ahmed Arif ve Orhan Veli kimdir? Bu dünyaya bıraktıkları bir eser varsa birer tane örneğini yazın.  Arda’nın aklına direkt okuldaki büyüklerden yardım istemek geldi. Bunun için Erkan Öğretmen, Eser Öğretmen, Ebru Öğretmen ve Elif Öğretmen’e gittiler. Bu kişilerin şair olduğunu ve şimdi yaşamadıklarını öğrendiler. Ama arkalarında ölümsüz şiirler bırakmışlardı. Elif Öğretmenin odasında epey şiir okudular ve seçtikleri birkaçını yazdılar. Bu işi yaparken gizemli zarfta niye böyle bir görev verilmiş olabilir diye düşünmeden de edemediler.


Görev zarfından çıkan kâğıdın altında şöyle yazıyordu: “Bu aşamadaki görevi tamamlayınca konferans salonunun kapısında sizin için gizlenen bir şey var. Vakit kaybetmeyin, zamanı iyi değerlendirin.”
Kafadarlar hemen konferans salonuna koştular. İki kapısı da kilitliydi. Alparslan Öğretmen etkinlik olmayınca kilitliyordu. Bazı haşarı arkadaşları karanlıkta koşuyordu ve bu tehlikeliydi. Merdivenlerden yuvarlanabilirlerdi. Bu yüzden kapılar kilitliydi. Tam hayal kırıklığı içinde döneceklerken Alparslan Öğretmen’in reji odası dediğini duydukları, çok ilgilerini çeken uçak kokpiti gibi küçük odasının kapısını çaldılar. Alparslan Öğretmen, girin, dedi. Çocukları görünce “Aradığınız kapının arkasında asılı” dedi. Kapının arkasında bir harita asılıydı. Yırtmadan dikkatlice aldılar ve öğretmenlerine teşekkür ettiler.


Harita okul dışındaki bayrağı işaret eden sembollerle doluydu. Hemen çözdüler ve bayrak direğinin yanında taşın altına gizlenmiş zarfı kolayca buldular. Zarfta “Sabırla  haftayı bekleyin, zamanı da boşa geçirmeyin. Burcu Öğretmen’le bir toplantı düzenleyin. Onun size anlattıklarını dikkatle dinleyin. O gün çok yoruldular. Ama bilmeceleri çözdüklerine çok sevindiler. Burcu Öğretmen’le de hafta başında toplantı yaptılar. Anlaşılan Burcu Öğretmen gizemli kişi tarafından bilgilendirilmişti. Çünkü kafadarları görür görmez, “Hadi çocuklar derse girmeden toplantımızı yapalım. “ dedi. Burcu Öğretmen Cumhuriyet Dönemi’nden önce okulların nasıl olduğunu, kızların okula gitme konusunda erkekler kadar şanslı olmadığını, şanslı olanların da sadece kızların eğitim görebildiği okullara gittiğini anlattı.


Altı kafadar toplantıdan çıktığında


Eymen : Benim kafam karıştı. Bu şairlerin ve Burcu Öğretmen’in anlattıklarının bizimle ne ilgisi var ki?
Arda  : Evet biz sadece gizli buluşma yerimizde bize yazılmış mesajları takip ettik.
Emre  :  Neyse arkadaşlar dersimize geç kalmayalım, yoksa Esra  Öğretmen yine bize horoz  taklidi yaptırır.
Alperen : Önümüzdeki proje saatini beklemekten başka çare-
miz yok.
Sonra altı kafadar sınıflarının yolunu tuttu.


2.Bölüm
Ertesi gün yine aynı yere geldiler. Bu sefer kapağın yanında bir zarf vardı. Alperen zarfı açtı. Zarfta istediğinize ulaşabilirsiniz,  zekiyseniz bilmeceleri çözebilirsiniz, durmayın danışmaya gidin. Altı kafadar konuşmaya başladı.
Alperen: Kesin o kapağın altında bir sır yatıyor.
Emre: Pek inanmıyordum ama şimdi inandım.
Eymen: Bu mektubun sırrını çözmeliyiz.
Ozan: Hadi oyalanmadan danışmaya gidelim.
Altı kafadar danışmaya gitti. Danışmada duran abla onlara yedinci sınıf geçme sorusu sordu. Altı kafadar bilemedi. Danışmadaki abla kafadarların beşinci sınıf öğrencisi olduğunu anlayınca zarfı verdi. Zarfta ‘‘Cemal Süreyya, Ahmed Arif ve Orhan Veli kimdir? Bu dünyaya bıraktıkları bir eser varsa birer tane örneğini yazın.  Arda’nın aklına direkt okuldaki büyüklerden yardım istemek geldi. Bunun için Erkan Öğretmen, Eser Öğretmen, Ebru Öğretmen ve Elif Öğretmen’e gittiler. Bu kişilerin şair olduğunu ve şimdi yaşamadıklarını öğrendiler. Ama arkalarında ölümsüz şiirler bırakmışlardı. Elif Öğretmenin odasında epey şiir okudular ve seçtikleri birkaçını yazdılar. Bu işi yaparken gizemli zarfta niye böyle bir görev verilmiş olabilir diye düşünmeden de edemediler.


Görev zarfından çıkan kâğıdın altında şöyle yazıyordu: “Bu aşamadaki görevi tamamlayınca konferans salonunun kapısında sizin için gizlenen bir şey var. Vakit kaybetmeyin, zamanı iyi değerlendirin.”
Kafadarlar hemen konferans salonuna koştular. İki kapısı da kilitliydi. Alparslan Öğretmen etkinlik olmayınca kilitliyordu. Bazı haşarı arkadaşları karanlıkta koşuyordu ve bu tehlikeliydi. Merdivenlerden yuvarlanabilirlerdi. Bu yüzden kapılar kilitliydi. Tam hayal kırıklığı içinde döneceklerken Alparslan Öğretmen’in reji odası dediğini duydukları, çok ilgilerini çeken uçak kokpiti gibi küçük odasının kapısını çaldılar. Alparslan Öğretmen, girin, dedi. Çocukları görünce “Aradığınız kapının arkasında asılı” dedi. Kapının arkasında bir harita asılıydı. Yırtmadan dikkatlice aldılar ve öğretmenlerine teşekkür ettiler.


Harita okul dışındaki bayrağı işaret eden sembollerle doluydu. Hemen çözdüler ve bayrak direğinin yanında taşın altına gizlenmiş zarfı kolayca buldular. Zarfta “Sabırla  haftayı bekleyin, zamanı da boşa geçirmeyin. Burcu Öğretmen’le bir toplantı düzenleyin. Onun size anlattıklarını dikkatle dinleyin. O gün çok yoruldular. Ama bilmeceleri çözdüklerine çok sevindiler. Burcu Öğretmen’le de hafta başında toplantı yaptılar. Anlaşılan Burcu Öğretmen gizemli kişi tarafından bilgilendirilmişti. Çünkü kafadarları görür görmez, “Hadi çocuklar derse girmeden toplantımızı yapalım. “ dedi. Burcu Öğretmen Cumhuriyet Dönemi’nden önce okulların nasıl olduğunu, kızların okula gitme konusunda erkekler kadar şanslı olmadığını, şanslı olanların da sadece kızların eğitim görebildiği okullara gittiğini anlattı.
Altı kafadar toplantıdan çıktığında
Eymen : Benim kafam karıştı. Bu şairlerin ve Burcu Öğretmen’in anlattıklarının bizimle ne ilgisi var ki?
Arda  : Evet biz sadece gizli buluşma yerimizde bize yazılmış mesajları takip ettik.
Emre  :  Neyse arkadaşlar dersimize geç kalmayalım, yoksa Esra  Öğretmen yine bize horoz  taklidi yaptırır.
Alperen : Önümüzdeki proje saatini beklemekten başka çare-
miz yok.
Sonra altı kafadar sınıflarının yolunu tuttu.

3.Bölüm
Bir hafta sonra proje saati geldi çattı. Proje öğretmenleri Nedim Ağabey onlara kocaman bir zarf verdi. Zarfın içinde on bir küçük mektup vardı. Bu mektuplarda bilmeceler vardı. Tüm bilmeceleri bilebilirlerse sonunda bir telefon numarası çıkacaktı. Bir numaralı zarfı açarak günün macerasına başladılar. İlk zarfta her sayıyı yutan obur sayı yazıyordu. Bunu çok kolay bulmuşlardı.

Cevap “0”.
İkinci zarfta matematik işlemi vardı. Dokuz bölü üç artı on altı bölü sekiz yazıyordu. Bu da altı kafadarı zorlamadı. Cevap, beşti. Üçüncü zarfta Dünya Engelliler Günü aralık ayının hangi günüdür yazıyordu. Bu cevaptan emin olamadıkları için Fen Bilgisi Öğretmeni Yasemin Öğretmen’e sordular. O da onlarla aynı fikirdeydi. Cevap, 3 Aralık. Dördüncü zarfta vücudumuzda kaç akciğer var yazıyordu. Cevap, iki. Beşinci zarfta Birinci Dünya Savaşı hangi yıl başladı, size tek hanesi lazım. Bu cevap onları zorladı. Cevap 1914 ama tek sayılar hanesi lazım denince anlamadılar. Gidip Erkan Hoca’ya sordular. O da bulamadı. Nedim Öğretmen yardımcı oldu ve cevaba dört yazdılar.


Altıncı zarf çok kolaydı. Üçgenin kaç köşesi var? Hemen 3 diye yazdılar. Yedinci zarfta ‘‘A alfabenin kaçıncı harfidir?’’ yazıyordu. Bu da çok kolaydı. Hemen yanıtı yazdılar. Cevap,bir. Altı kafadar dokuzuncu bilmeceyi çözmekte zorlandı. Soru yanlış yazılmıştı. Nedim Öğretmen soruyu düzeltti ve onu da bildiler. Bu şekilde on birinci zarfa kadar tüm zarfları yanıtladılar ve karşılarına bir telefon numarası çıktı. 0 532 431 diye devam eden numarayı aramak için koşarak danışmaya çıktılar.
Telefonda bir erkek sesi vardı. Sesini değiştirerek konuştuğu belliydi. Ses çatı katında depoda bir bilgisayarda ses kaydı olduğunu söyledi. Bu oyunun nedeni o ses kaydında açıklanıyormuş.
Ama önce bilgisayarın şifresini çözmek için bir dizi ipucunu çözmeleri gerekecekmiş.
Altı kafadar bir sonraki haftayı sabır-
sızlıkla bekledi.

4.Bölüm
Ve o gün gelip çatmıştı. Ellerine küçük sarı bir zarf geçmişti. Zarfın içinde şöyle yazıyordu. Bu ülkede kız çocuklarının okuması için hayatı boyunca çok önemli çalışmalar yapan biri vardı. Beş öğretmeninize sorun. Eğer en az üçünün yanıtı aynı olursa bilgisayarın şifresini bulmuş olursunuz.
Beş kafadar vakit kaybetmeden öğretmenler odasına koştu. Orada sordukları tüm öğretmenleri ve koridorda gördükleri aynı şeyi söylemişti: Türkan Saylan. Bilgisayarın şifresi bu isim olmalıydı. Hemen Alparslan Öğretmen’in yanına gittiler. Alparslan Öğretmen içinde deponun anahtarı olan bir zarf verdi. Altı kafadar heyecanla depoya çıktılar. Yerde gerçekten bir bilgisayar vardı. Şifreye TÜRKANSAYLAN yazdılar. Bilgisayarın masa üstünde bir ses dosyası vardı. Dosya ismi insanları sevin diye oluşturulmuştu. Üstüne çift tıkladılar ve mediaplayer da açılan sesi dinlemeye başladılar.
“Merhaba, altı kafadarlar. Bugüne kadar çeşitli maceralar yaşadınız. Bugün de bilgisayara girmek için gerekli parolayı buldunuz. Şimdi bu oyunu neden oynadığınızı açıklayabilirim. Bu dünya sadece erkeklerin olduğu bir dünya olsaydı emin olun ki çok sıkıcı ve şiddet dolu bir yer olurdu. Okulunuz da öyle. Öğretmenlerinizin çoğu kadın. Kurucularınız da öyle.

Geçmişte gittikleri okullar olmasaydı bugün burada olabilirler miydi? Eğer
okullarında erkekler onları istemeseydi ve onlar okulu bıraksalardı, iyi olur muydu?
Peki Cemal Süreyya, Ahmed Arif ve Orhan Veli’yi niye araştırdınız? Çünkü yaşınız biraz daha büyüdüğünde aşık olacaksınız. âşkı en güzel şiir ifade eder. Bu şairleri tanımalısınız. Bu oyunla bu şairlerin dünyasına, merhaba, dediniz. Bu kapıyı hep aralık tutun.
Oynarken yazma işini çok sevdiniz. Şimdi yapmanız gereken son bir göreviniz var. Bilgisayarın altındaki kâğıtları alın ve hemen şimdi okulunuzdaki herkes için; kız/erkek, büyük/küçük, öğretmen/personel fark etmeksizin sevgi dolu bir mesaj yazın. Bir dahaki dönemde görüşürüz.”

Altı kafadar hemen kâğıtları ve kalemleri aldı. Birer köşeye dağıldılar ve mesajlarını yazmaya başladılar.
“Okulumdaki herkese iyi yıllar, iyi başarılar, iyi puanlar. Herkese yeni kıyafetler, herkese sağlık, huzurlar dilerim. İyi eğlenceler. İyi oyun oynamalar. Sınava hazırlananlara Allah zihin açıklığı versin. Herkese sevgi, huzur dilerim.
Eymen ARI

“Öncüdeki herkes. Güzel bir yıl geçirdik. İyi ki bu okul açılmış. Sınava gireceklere Allah zihin açıklığı versin. Her istediğiniz olsun.”
Ozan GÜÇLÜ

“Herkesin öncelikle sağlıklı, mutlu, neşeli, olmasını dilerim. Umarım istediğiniz bir sürü şeye sahip olursunuz. Okuldaki derslerinizin güzel ve iyi geçmesini dilerim. Yeni yerler gezmenizi, yeni şeyler öğrenmenizi dilerim. Herkese sevgi, saygı ve huzur dilerim.”
Emre GÜLER

“Bu notu size iyi niyetimden yazıyorum. Öncelikle herkes emin olsun ki görünümümüz sert olsa da içimizde her zaman bir sevgi taşıyoruz. İşte beni de kendiniz yerine koyun. Hep yapmak istediğiniz sevgi dolu bir şey yapın. Yaşamak istediğiniz güzel bir şeyi sevdiklerinize de yapın, yaşatın. Umarım siz de beni seviyorsunuzdur. Bu not ayrıca büyüklerime sevgi ve saygının göstergesidir. Bu notu okuyanlar umarım yeni yıla sevdiklerinin yanında girerler. Kendinize sorun, hiç yapmadığım ama yapmak istediğim
dediğiniz bir şey var mı? Varsa onu yapın. Ve herkes gibi siz de kendinizi mutlu edin.”
Alperen ÖKSÜZ

“Öncüdeki herkes. Umarım kitabı beğenir, dikkatle okumak istersiniz. Bu kitap altı tane beşinci sınıf öğrencisini anlatıyor. Bu olaylar Çağdaş Öncü de gerçekleşti. Altı kişi kafa kafaya verip bu kitabı yazdık. Birinci sınıflar okumaya heveslensinler, ikinci sınıflar gülsünler, üçler küçük kitaplar yazsın, dörtler okuduğu kitabı paylaşıp tekrar tekrar okusunlar.
Beşler ise bizim gibi kitaplar yazsın. Altılar kitabı kalınlaştırsın. Yediler bu kitabı sevip kitap serisi çıkarsın. Öncüde kitap yazmak isteyen öğrenciler kitap yazar. Ve kitap okumayı seven herkes sizin için geliyor bu kitap, umarım beğenirsiniz.”
 Melih BAŞI

“Öncelikle tüm öğretmenlere, Öncü de on senedir emek veren anneme, sonra da bu okulu inşa etmek için ter döken işçilere kıymetlerini bildirelim. Herkesin bir dileği vardır. Mesela ben elektro gitar istiyorum. Herkesin dileği gerçekleşsin. Hasta olanlara çok şifalar diliyorum. Öğrenci kardeş , ağabey ve ablalarıma da zihin açıklığı diliyorum.”
Arda UNCU              

Copyrights © 2016 Tüm hakları saklıdır. Designed by SİS
info@cagdasoncuokullari.com · 0224 232 34 00